İnsan yaşamı boyunca birçok yola girip çıkar. Bu yollar kimi zaman kendi tercihlerimizle oluşur, kimi zaman da başkalarının etkisiyle şekillenir. Kararlarımız, bu yolların ve yönlerin belirleyicisidir. Özellikle iki yol vardır ki, bunlar birbirine sıkıca bağlıdır: Biri nefsin zaferiyle taçlanan yol, diğeri ise benliğimize yeniden kavuşmaya giden, zorlu ve eğimli yoldur. Aslında bunlara sadece “yol” değil, bazen “yön” demek de daha anlaşılır olabilir.
Tercihlerimiz sonucunda aldığımız kararlar yönümüzü belirler. Ancak her yöndeki yolun bir başlangıç noktası olduğunu kabul etmeliyiz. O başlangıç noktası bizim fabrika ayarlarımızdır. Başka bir deyişle, yanlış bir karar almadıysanız doğru olan noktadır. Her hatalı kararımız bizi yanlış bir yola sokar ve geriye dönüp baktığımızda pişmanlık duyarız. Ancak son pişmanlık fayda etmez çünkü sonuçları değiştirmez ve en önemlisi de düzeltmez. Eğer durumu düzeltmek istiyorsak yapacağımız tek şey fabrika ayarlarına dönmektir. Bunun da tek bir yöntemi vardır: Kat ettiğimiz yolu geri dönmektir. Açıkça söylemek gerekirse, hatayı düzeltmek yapmaktan daha zordur. Dönüş yolu zorluklarla, engellerle ve tuzaklarla doludur; anlayacağınız dönüş yolu mücadele ile geçer.
Karısını aldatan bir adamı düşünün. Bunu yapmak için çok uğraşmıştır; tahmin edersiniz ki planlama ve uygulama safhası hiç de kolay değildir. Bu eylemi gerçekleştirmemek için belki birçok engelle karşılaşmıştır ancak hepsini de inatla aşmıştır. İlk aldatmadan sonra, sonraki eylemler için engeller fark edilmez bile; planlama da sadece bir refleks haline gelir, eylem de bir kanıksamaya dönüşür. Yani adam tam bir kör noktadadır. Öyle ki bu noktada aldatmak makul, sebepli ve hatta gerekli gelir ve nerdeyse aldatılan suçlu olur.
Ve bir gün gelir ve benlik uyanır; ya pişman olmuştur ya da yakalanmıştır. İşte buradan geri dönüş yolu çok zor ve uzun olabilir. Tıpkı sigara dumanı ile dolmuş akciğeri temizlenmesi gibi, saf benliğe tekrar ulaşmak, fabrika ayarlarına dönmek zaman alabilir ve hatta çileli olabilir. Burada aslında amaç eşini tekrar kazanmak değildir, çünkü döndüğünde artık evde olmayabilir; amaç kendine kavuşmak olacaktır.
Çoğumuz belli dönemlerde kararların bir listesi oluştururuz. Listeye sigara içmemek, zayıflamak gibi hedefler koyarız, aslında amacımız fabrika ayarlarına dönmektir. Bu hedeflere ulaşmak istiyorsak karar vermek yeterli değildir. Fabrika ayarlarımıza dönmek için ısrar da etmeli ve mücadele etmeliyiz. Hemen söyleyeyim, bu savaşmak değil, daha çok hazineyi bulmak için maceraya atılmaktır.
Sizce fabrika ayarlarımıza dönmek için başka hangi adımları atmamız gerekir?