BEKLENTİDEN HEDEFE

Hepimizin irili ufaklı beklentileri vardır. Bu beklentilerin birileri tarafından veya dualarla karşılanmasını bekleriz. Hayatımızın bir noktasında beklentilerimizi düğüm gibi bağlar ve gerçekleşmesi için belki hiçbir şey yapmadan bekleriz. Özetle, kendimiz bir oyuncu olmadan oyunu kazanmaya çalışır ve bu gerçekleşmediğinde büyük hayal kırıklıkları yaşarız.

Haklı beklentilerin olabilir. Mesela, çok çalışkansın bu nedenle takdir ve terfi bekliyorsundur. Ya da çok güzel veya çok yakışıklı olduğun için harika biriyle karşılaşma beklentin vardır. Hatta, istemediğin halde eşinden boşanmak veya sevgilinden ayrılmak üzeresindir ama her şeyin düzeleceği dair bir beklentin vardır. Bir de hepimizde olan, gibi günlük beklentilerin vardır bunlar: başkalarından saygı, sevgi, anlayış diye say-say bitmez. Aslında tahminimizden çok daha fazla beklentilerimiz var, rüyalarımız bile beklentiye dönüşebiliyor.

Kabullenelim ki, çoğu beklentilerimizin karşılanması bizi aşırı derecede mutlu etmeyebilir. Çünkü zaten gerçekleşmesi gereken bir şey diye düşünüyor olabiliriz. Hatta, birçok beklentimizin karşılanmasından sonra onlardan elde ettiğimiz anlık hazzı alıp sonra unutup gideriz. Ancak tam tersine, bir beklenti karşılanmadığında benliğimizde öyle bir hayal kırıklığı yaşarız ki! Eğer beklentiyi de çok yüksek tutmuşsak bu hayal kırıklığının boyutu ölçülemeyecek kadar büyük olabilir..

Genellikle beklentilerimizde iki temel hata yapıyoruz.

Birinci hata, beklentilere çok fazla önem yüklemek ve gerçekleşmeme ihtimalini de fazla akla getirmemektir. Ama, En tehlikeli olanları ise gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz beklentilerdir. Onları belki yok etmek mümkün olmazsa da en azından daha düşük seviyede tutabiliriz. Aslında, düşük bir beklentinin gerçekleşmesi, beklenmedik güzel bir haber duymak gibidir. Tersi bir durum yaşanır ve gerçekleşmez ise bunu çok önemsemeyip yola devam edebiliriz.

İkinci hata ise, hiçbir çaba harcamadan veya bedel ödemeden beklentilerin başkasından ya da dışımızdaki başka bir güçten gerçekleşmesini beklemektir. Bu durum, kendi hayatımıza seyirci kalmamıza ve hatta geleceğimizi başkalarına emanet etmemize benzer. Elbette eklentilerimiz olsun, ancak onları kendimizden beklersek sonuçları daha fazla öngörülebilir ve hayallerimiz bile daha sağlam bir zemine basar.

Beklentilerin yıkıcı sonuçlarına karşı hedef koymak en doğru çözümlerden biri olabilir. Beklenti ve hedef karıştırılmamalıdır. Beklentilerin karşılanmamasından doğan hayal kırıklılar ile hedeflerin gerçekleşmemesi arasında büyük farklar vardır. Bir hedefi tutturamadığınızda, sebeplerini araştırır, analiz edersin, eylem planını değiştirir ve savaşmaya devam edersin. Ancak beklentilerde böyle bir durum yok. Hayal kırıklığına uğradığında direkt dibe çökersin. Tekrar toparlanmak çok zaman ister ve bazen de yardıma ihtiyaç duyabilirsin. Çünkü beklenti bir balon gibidir şişer ve patlar. Altı da boş olduğu için de düşeriz, yaralanırız da.

Büyük hedefler, düşük beklentiler, dua ve aksiyon-reaksiyon. Sanıyorum formül bu.

alptekingenc tarafından yayımlandı

1968 yılında o zamanlar tüm Üsküdarlı çocukların gözünü açtığı Zeynep Kamil hastanesinde doğdum. Daha bir kaç aylıkken kendimi Fransa’nın güneyinde Marsilya'da buldum. 18 yaşımda Türkiye’ye temelli dönüş yaptım ve Sait Faik Abasıyanık hikaye kitaplarını okuyarak Türkçe okuma ve yazmayı öğrendim. Üniversite yıllarım bittiğinde Öğrenci harçlığımı kazanmak için çalıştığım Turizm sektöründen ayrılıp neredeyse 20 yıl uluslararası bir şirkette kariyer yapıp bir kaç yıl önce ona da nokta koydum. Şimdi kurduğum şirkette yeni tecrübeler kazanıyorum. Yazılarım sadece kendime fısıldadığım kişisel düşünce ve görüşlerimi kalem ve kağıtla veya klavye ile buluşmasıdır.

Yorum bırakın