ACI SÖZ

Babamla tartışmadığımız nadir günlerden biriydi. Evde yalnızdık. Genelde bu durumu fırsat bilip benimle daha normal bir iletişim kurmak için anılarını paylaşırdı. O gün de öyleydi. Daha önce birkaç kez söz ettiği bir arkadaşına dair bir anısını anlattı. Ancak hikâyeye başlamadan önce bana bir örnek verdi:  

“Alptekin, biliyor musun? Aslında senin kızgınlıkla sarf ettin sözler beni asla incitmez. Ama kardeşininkiler beni hep yaralar. Çünkü sen kızdığında dilinle o ise düşünerek konuşur. Sen bir anda alevlenir ve parlarsın, öfkeyle konuşursun, istemeden haddini aşarsın, söylediklerini de çoğu kez unutursun. Ama kardeşin öyle değil. O sinirli görünse de gibi görünür ama sakindir, ne söylediğini bilir ve sözlerin neye vardığının farkındadır. Bu yüzden sözleri daha çok acıtır. Bak, şimdi sana arkadaşımı anlatayım.”

Babam o dönemde tersanede ekip şefi olarak çalışıyordu. Emrindekiler onu severdi. Hem sözü geçen hem de sevilen biriydi. Ekibinde, her daim yanında olan iri yarı, pehlivan gibi güçlü bir Afrikalı arkadaşı vardı. İkisi, Hacivat karagöz misali, devamlı şakalaşırlardı. Hatta aralarında bir tür selamlaşma haline gelmiş, sadece onlara ait bir şakaları vardı. Babam ona gülerek,

  • “Çalış pis zenci” der,

Arkadaşı da kahkahalarla,

  • “Peki Sahip!” diye karşılık verirdi.

Bu diyaloga çevreleri alışmıştı ama bu şakanın sahibi onlardı; başkaları karışmazdı.

Bir gün mühendislerden biri, babamın bu Afrikalı arkadaşıyla konuşurken aynı şakayı yapmak istedi. Cümlesinin sonuna “pis zenci” ifadesini ekledi. Mühendis sözünü tamamlar tamamlamaz karşısındaki zebellah gibi adam ona balyoz gibi bir yumruk indirdi. Tek bir yumruk ile yere yığıldı ve bir türlü ayılamıyormuş. Hayati belirtileri en aza inmiş adamı hemen hastaneye sevk etmişler ve ilk sözleri ancak 3 gün sonra duyulabilmiş.

Soruşturma sırasında babamın arkadaşına soruldu:

  • Neden adama yumruk attın
  • O beyaz bana “pis zenci” dedi
  • Ama Nihat sana her gün aynı şeyi söylüyor. Ona niye vurmuyorsun?
  • Nihat diliyle söylüyor, yani aramızda sadece bir şaka. Ama o beyaz adam ise kalbiyle söyledi. O kalben gerçekten benim “pis bir zenci” olduğumu düşünüyor. Ben de sadece hakarete cevap verdim.

Sözleri kimin kalben kimi o anda düşünmeden sarf ettiğini bilmek veya tahmin etmek bazen zordur. Belki özür dilenmesi, istenmeden sarf edilen sözlerin ağırlığını hafifletir ve bağışlanmaya imkân verir.

alptekingenc tarafından yayımlandı

1968 yılında o zamanlar tüm Üsküdarlı çocukların gözünü açtığı Zeynep Kamil hastanesinde doğdum. Daha bir kaç aylıkken kendimi Fransa’nın güneyinde Marsilya'da buldum. 18 yaşımda Türkiye’ye temelli dönüş yaptım ve Sait Faik Abasıyanık hikaye kitaplarını okuyarak Türkçe okuma ve yazmayı öğrendim. Üniversite yıllarım bittiğinde Öğrenci harçlığımı kazanmak için çalıştığım Turizm sektöründen ayrılıp neredeyse 20 yıl uluslararası bir şirkette kariyer yapıp bir kaç yıl önce ona da nokta koydum. Şimdi kurduğum şirkette yeni tecrübeler kazanıyorum. Yazılarım sadece kendime fısıldadığım kişisel düşünce ve görüşlerimi kalem ve kağıtla veya klavye ile buluşmasıdır.

Yorum bırakın