Tatili ailecek Marmara Adası’ndaki yazlığımızda geçiriyorduk O yıl, ilk kez girdiğim ve heyecanla sonuçlarını beklediğim —o zamanki adıyla— ÖYS sonuçlarını bekliyordum. Sonunda puanlar açıklandığında hiçbir yere yerleşemediğimi öğrendim. Üzüntü ve utançla bir sonraki yıl tekrar sınava gireceğimi ebeveynlerime söyledim. Babam da,
“Artık tren kaçtığı oğlum. Ben tekrar dershane parası veremem.” dedi.
Haklıydı. Evde dört öğrenci vardı. Babam adaletli bir adamdı, herkese eşit fırsat vermek isterdi. Ben bu fırsatı kullanmış ama başaramamıştım. Ama elbette benim için hiçbir şey bitmemişti. Bir otelde resepsiyon görevlisi olarak işe başladım. İkinci senemde tüm gün çalıştığım için sınava yeterince hazırlanamadım ve yine hiçbir yere yerleştirilemedim. Matematikte iyiydim ama 5 yıllık Türkçem, Fizik ve Kimya sorularını muhakeme etmek ve çözmek için yeterli değildi. Bir yıl sonra otelden bu sefer daha erken ayrıldım; çalışma düzenimi ve bölüm tercihimi değiştirerek üçüncü hakkımla üniversiteye girdim.
Kimi buna inat diyor, kimi hırs. Bilmiyorum, belki ikisi de vardır; ama en önemlisi kendimden hiçbir zaman vaz geçmedim. 7 yaşındayken ırkçı Fransız öğretmenim beni “eğitim ve okuma zorluğu olan çocukların” okuluna zorla gönderdi; bir ay sonra tekrar kendi sınıfıma döndüm. İki yıl sonra bir kalp rahatsızlığı yüzünden futbol ve koşu yasaklandı; takımlardan çıkarıldım; pes etmedim, okçuluğa başladım ve ödüller kazandım. Bugün ise müsabık olmadan her türlü sporu yapabiliyorum.
Belalı bir öğrenciydim; benden usanmış okul Müdürü babacan bir tavırla “artık 16 yaşını geçtin, karar senin, seni okutmak zorunda değiliz. Tercihini yap.” demişti. Hedeflerimden vazgeçemezdim ve o yıl okuldaki sıralamada üçüncü oldum.
Herkes gibi, hayatımı her evresinde birçok engelle karşılaştım: Üç ölümcül trafik kazası atlattım; bir keresinde yolumu kesen adi PKK’lı teröristler neredeyse beni öldürecekti; yakın zamanlarda farklı travmalar da yaşadım. Fakat her defasında ayağa kalktım -ya geçtiğim yoldan geri dönüp yeni bir yol seçtim ya da kalkıp yoluma devam ettim.
Babamın “Tren kaçtı” ifadesi benim için “Bu olmadı yeni bir sayfa aç, başka bir yoldan dene” anlamına geliyordu belki. Ama her zorlukta, sıkıntında aklıma şu sözler de gelir: Acılar içinde son anlarını yaşayan dedeme “nasılsın?” diye sorduklarında “Şükürler olsun Allah’a” demişti.