HAYALLER VE GERÇEKLER

Bu günlerde aklım çok karışık. Son yıllar içerisinde hayatımda art arda birçok çalkantı yaşadım. Bu nedenle dengeler dahil, her şey yerini değiştirdi, sanki bazı doğrular yanlış ve yanlışlar ise doğru olaya başladı. Peki, kavramsal ve algısal değişimler gerçekten doğru mu? Ve yaşananlar gerçekte neyi ifade ediyor? Aslında hayaller ve gerçekler çarpıştı. O çarpışmanın sarsıntısıyla boğuşurken fark ettim ki, bu hayaller ve gerçekler arasında ne kadar çok insan cevap arıyor. Ama hepimiz belki de boşuna uğraşıyoruz.

Hayallerini istediğin kadar geniş tutabilirsin. Hayallerin o kadar çok olabildiği ki, onların tümüyle katman-katman dünyalar kurabilirsin. Ama biliyorsun aslında dünyan tek. Ve bir gün gerçekler öyle bir çarpar ki yüzüne, dengeni kaybeder ve sendelersin. Başlangıçta kendin için çok ama çok önemli bir hayalini yaşamaya başlar ve umut edersin. Sonra umudun tükenir ama maalesef hayalin devam eder. Fakat bir gün gelir ve o hayalin sadece geçmiş duyguların yansıması olduğunu anlarsın ve hatta onların tükendiğini, geçmişte yaşadığın yoğun bir duygu ve isteğin hatırası olduğunu fark edersin. Kısacası yaşanmış bir duygunun hayaleti seni esir almıştır. Bu durum aslında sadece seni değil özellikle yakın çevrendeki kişileri eziyet eder.

İnsan, ana rahminden çıktıktan sonra, kaynağından doğan saf bir su damlası gibidir. Gerçeğin ilk durağından sonra, dere, nehir ve şelale gibi azar azar bulanıyor ve kirleniyorsun. Benliğin isteklerine ulaşamadığında, umut etmek için gerçeklerden uzaklaşıp hayal etme çalışıyor fakat sen içten içe bunun mümkün olamayacağını biliyorsun. Bu hayaller seni bir bataklığa saplar; ne hayatına devam edebilirsin ne de ölebilirsin. Bundan kurtulmanın tek yolu, gerçeklerle yüzleşmektir. Bunun içinde öncellikle kendini gerçekleştirmeyi istemelisin. “Kendini kanıtlayan kehanetin risklerine dikkat ederek ne olacağını tasavvur edip onun için tüm imkanlarını sefer edeceksin.

Peki nasıl başlayacaksın? Benim kişisel görüşüm özüne dönmen gerektiğidir. Mesela küstüğün aynalara dön ve kendine gülümse. Sonra? Başkalarına da gülümse. Kime? Mümkün olduğu kadar herkese. Ve bir gün göreceksin ki sana aynı gülümseme ile cevap verecek insanlar olacak. İşte o, gerçek bir gülümsemedir.

alptekingenc tarafından yayımlandı

1968 yılında o zamanlar tüm Üsküdarlı çocukların gözünü açtığı Zeynep Kamil hastanesinde doğdum. Daha bir kaç aylıkken kendimi Fransa’nın güneyinde Marsilya'da buldum. 18 yaşımda Türkiye’ye temelli dönüş yaptım ve Sait Faik Abasıyanık hikaye kitaplarını okuyarak Türkçe okuma ve yazmayı öğrendim. Üniversite yıllarım bittiğinde Öğrenci harçlığımı kazanmak için çalıştığım Turizm sektöründen ayrılıp neredeyse 20 yıl uluslararası bir şirkette kariyer yapıp bir kaç yıl önce ona da nokta koydum. Şimdi kurduğum şirkette yeni tecrübeler kazanıyorum. Yazılarım sadece kendime fısıldadığım kişisel düşünce ve görüşlerimi kalem ve kağıtla veya klavye ile buluşmasıdır.

Yorum bırakın