Dudullu’dan bindiği metro Bağlarbaşı istasyonundan hareket etti. Az sonra Fıstıkağacı durağında inecekti. Bu nedenle önünde boşalan yere oturmayıp ayakta kalmayı tercih etti. Eve hemen gidip gitmemeyi düşünürken bulunduğu vagonun bir gerisinde bir kadın çığlığı duydu. İnsanlar kendisine doğru yürürken, o karmaşaya doğru yürüdü. Oturanlar da panikle kalkınca insan engelleri arasında rahat geçebilmek için omuzlarına asılı“Bölüm 7: PUSU DURAĞI” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
Bölüm 6: 15 DAKİKALIK ÖMÜR
Harem’den Üsküdar Meydanı arası dönüş yolunun yarısını geçmişti. Sahilde yürüyenlerin arasından zikzaklar çizerek ilerlemeye çalışıyordu. Aslında niyeti koşmak, biraz kardiyo yapmaktı. Ama kol kola yürüyen çiftler ve çocuklu aileler sahil yolunu adeta bir duvar gibi kapatmıştı. Özellikle sağa sola karşısına çıkabilecek bir çocuğa her an çarpmak ihtimali de vardı. Bu nedenle hızlı ve keyifli bir“Bölüm 6: 15 DAKİKALIK ÖMÜR” yazısının devamını oku
Bölüm 4: KALBİN ELLERİ
Akşam yemeğinden sonra evden sessizce ayrıldı. Apartmanın kapısından adımını atar atmaz kendini sokağın yokuşuna bıraktı. Üsküdar’ın birçok sokağı yokuştur. Evden her çıkış onun için bir nefesti ve her adımı da bir zikirdi sanki. Çarşıya gidiyordu. Önce, şehir gürültüsüne rağmen çok sessiz olan Bülbülderesi Mezarlığı’nı, diğer adıyla Selanikliler Mezarlığı’nı selamladı. Sonra ana caddeye geçmeden, ona paralel“Bölüm 4: KALBİN ELLERİ” yazısının devamını oku
Bölüm 3: HAYAT PERONLARI
Marmaray istasyonunun yürüyen merdiven hizasındaki peronda bekliyordu. Orada durmayı severdi; insanlar yönünü sorar, Gebze’ye mi gittiğini öğrenmek isterdi. Solunda iki ergen şakalaşıyordu. Kardeş oldukları belliydi; büyüğü küçüğünü sırıtarak kızdırıyordu, o ise gülümseyerek karşılık veriyordu. Bakışlarını onlardan ayıramadı. İki çocuğunu birkaç aydır görmüyordu ve çok özlemişti. Çocuklara bakarken birden geçmişin acısı gözlerine doldu. Bakışlarını hemen başka“Bölüm 3: HAYAT PERONLARI” yazısının devamını oku
Bölüm 2: SEVMEYİ SEVEN
Spor salonundan çıktığında sabahın serinliği yüzüne çarptı. Nemli saçlarında dolaşan soğuk rüzgâr, ince bir ürperti bıraktı teninde. Firari bir gözyaşını söndürmek için bir sigara yaktı. Kulaklığında Nirvana’dan bir şarkı vardı. Üzgündü. Ve kızgındı. Vazgeçilebilir biri olmak… Bu nasıl olabilirdi? Bu kavram iş dünyasında geçerliydi belki; ama özel hayatta? Sonra hatırladı. Geçmişte de değer verdiği insanlar“Bölüm 2: SEVMEYİ SEVEN” yazısının devamını oku
Bölüm 1: ISLAK IŞIKLAR
Yaşla dolu gözlerini kısıyordu. Yatağında oturmuş, kısık gözleriyle çalışma masasındaki abajurun ışığına bakıyordu. Gözlerindeki yaş damlaları renklenip bir tuvaldeki parlak lekeler şeklini alıyor, büyüyüp -küçülüp birbiriyle oynarcasına yer değiştiriyordu. Sonra gözlerini yumup sessizce tekrar ağlamaya başladı. Çocuk sessiz yatak odasında ağlarken ağlama sesi kulağından mı yoksa içinden mi geldiğini anlayamıyordu. ”Sanıyorum ikisi” diye karar verdi.“Bölüm 1: ISLAK IŞIKLAR” yazısının devamını oku
PARKTAKİ EV
RECEP DEDE Kış bitmiş, hafif rüzgarlar biraz serinliği korusa da güneş artık Karadeniz’in uzun sahillerine sahip bu güzel ve uzak İstanbul ilçesini ısıtmaya başlamıştı. Recep Dede bu durumdan hiç şikayetçi değildi. Yorgun ama rahatlamış bir halde, bahçedeki kamelyasında hak etti tavşan kanı çayı yudumluyordu. Alışık olduğu üzere dik oturuyordu. Sarı saçları artık aklaşmış olsa da“PARKTAKİ EV” yazısının devamını oku
MUHAKEME
Türkçe eksikliğimden dolayı zorlandığım ve devamlı bütünlemeye kaldım tek ders tarihiydi. Her yılın sonunda tarih hocamız, notları kötü olanları “kurtarma sözlüğüne” kaldırıldı. Sıra bana gelince, sadece “Alptekin” diye seslenerek bana göz kırpar, yani sözlüğe kalkmak isteyip istemediğimi sorardı. Bende kaşlarımı kaldırarak “hayır” derdim. Tarih hocamızın her zaman söylediği bir cümle vardı: Haklıydı. Öğrenci olarak en“MUHAKEME” yazısının devamını oku
EL ELE DOLAŞMAK
Çocuklarım büyüdükçe onlarla geçirdim anılarım hafızamda bir kısa video veya bir fotoğraf karesi gibi yeni kayıtlar oluşuyor. Bu kayıtlardan içinde içimi en çok ısıtan ve özlemle aklıma getirdim anılar ise onlarla el ele dolaştığım olanlardır. O küçük elleri avuçlarımdayken, adımlarımı onların adımlarına göre ayarlıyor ve onlara devamlı bir şeyler anlatıyordum. Neler konuştuğumuzun, nerede yürüdüğümüzün önemi“EL ELE DOLAŞMAK” yazısının devamını oku
BİR YALAN DÜNYA
Karşımda, dostluğumuzun hâlâ devam ettiği Kadir Kanat oturuyordu. İşe bir-iki ay önce alınmış, iç ve saha eğitimi tamamlanmış, sorumlu olacağı bölge için tayini çıkmıştı. Kaçıncı mülakatımızdı hatırlamıyorum ama bu, kuşun yuvadan uçmadan önceki son konuşmamızdı. O zamana kadar bir mentor ve koç olarak pek çok konuya değinmiştim. Genelde bu tür candan ve samimi benzeri görüşmelerimi“BİR YALAN DÜNYA” yazısının devamını oku