İYİ İNSAN

Benim hakkımda defalarca, «Çok iyi bir insan» denildiğini duydum. Bana atfedilen bu tanım hoş görünüyor olsa da benim nazarımda pek o kadar değerli değil. Ne yani, bunu söylenenler, iyi bir insan değil mi? Daha ileriye gideyim; iyi olmayan biri, iyi olanın kimin olduğunu bilecek ve onu da taktir edecek kadar içinde iyilik kalmış mı ki?“İYİ İNSAN” yazısının devamını oku

HESAP SORMAK

Konu aslında önemli değildi. Fakat adam beni uyardıktan sonra bir de hesap sormaya kalktı. O an tıkanmış bir burunun açıldığında hani bildiğimiz o gıcık sesine benzer şekilde beynimdeki damar bir “klik” sesiyle açıldı. Bu, genelde kendimden en çok korktuğum öfke hâlimdi. Böyle bir durum yaşandığında kendimi genelde durduramıyorum. Fakat aklıma bir dostum geldi ve durdum;“HESAP SORMAK” yazısının devamını oku

HAYALLER VE GERÇEKLER

Bu günlerde aklım çok karışık. Son yıllar içerisinde hayatımda art arda birçok çalkantı yaşadım. Bu nedenle dengeler dahil, her şey yerini değiştirdi, sanki bazı doğrular yanlış ve yanlışlar ise doğru olaya başladı. Peki, kavramsal ve algısal değişimler gerçekten doğru mu? Ve yaşananlar gerçekte neyi ifade ediyor? Aslında hayaller ve gerçekler çarpıştı. O çarpışmanın sarsıntısıyla boğuşurken“HAYALLER VE GERÇEKLER” yazısının devamını oku

DOLU DATA

“Sen ne yaptın Alptekin, senin datan dolu”. Psikiyatristin karşısında oturuyor, derdimi anlatıyordum. Anlattıklarım doktora önemsiz geliyordu, o bende başka bir arıza yakalamıştı:  “Senin bahsettiklerin, senin konumdaki bir yöneticinin yaşaması olağan, hatta önemsiz ve normal davranışlarıdır. Çevrendekiler, konumunun gereği, sana destek olmalı ve sana anlayış göstermeliler. Ama senin aslında çözmen gereken başka bir konu var. Çocukluğunda“DOLU DATA” yazısının devamını oku

NEFRET

Dişlerini sıkarak “sen nefret ediyorum” demişti. Nefret edilmeyi bilmiyordum ama yine de çok acıttı. Yedi yaşındayken Marsilya’dan 30 km uzaktaki La Ciotat adlı küçük bir tatil şehrine taşınmıştık. Her sabah okula giderken site girişinin karşısındaki duvarda bir yazı beni karşılıyordu. “TURC=SS”. Babamdan anlamını öğrenmiştim. Bu slogan, Fransa’nın her yerinde, ülkemizde de yaşayan bir azınlığın, yazdığı“NEFRET” yazısının devamını oku

SADECE BİR GÜLÜMSE

Satış koordinatörü olarak ekip arkadaşlarımla çok yoğun çalışıyorduk ve seyahatlerden döndüğümüzde, hafta sonları bile, fazla mesai yapıyorduk. İşi yetiştirmek için şirketin koridorlarında hızı hızlı yürür, hatta bazen koşardım. Bir gün, Türkiye Satış ve Şebeke Müdürüm CELAL Beyin tam yanında geçiyordum ki beni durdurdu. “Bu ne surat, gülümsemen nerede?” diye sordu. Cevap veremedim. “Ekibin her zaman“SADECE BİR GÜLÜMSE” yazısının devamını oku

BENCİL BEKLENTİ

O gün Demir’i okuldan almış eve gitmek üzere durakta otobüs bekliyordum. Bu fırsatla, çocuğuma, belli derslerle ilgili kendi kapasitesinin altında bir performans sergilediğini düşündüğüm için duyduğum memnuniyetsizliği ona iletmiştim. O ise bu yaklaşımdan çok rahatsız olduğunu ve özellikle kendisiyle ilgili beklentiye girmemden hoşlanmadığını söylemişti. O an anladım ki, oğlum bu beklentilere karşı direniş göstererek “vasat”“BENCİL BEKLENTİ” yazısının devamını oku

ZORBALIĞA BİR YUMRUK

Oğlum Demir dört yaşındaydı. Sınıfına girer girmez gözleriyle etrafını taradı ve hedeflerini belirledi. Önce gürbüz olan çocuğa yöneldi ve “babam öyle diyor” deyip ona hırsla bir yumruk attı. Sonra öğretmenin hayretler içindeki bakışları altında diğer sınıf arkadaşına yönelip aynı şekilde onu da yumrukladı. Bu beklenmedik saldırı karşısında herkes şaşırmıştı. Kendisine neden yaptığını sorduklarında “babam öyle“ZORBALIĞA BİR YUMRUK” yazısının devamını oku

TOPLUMUM DİREĞİ KADIN

Arabayla küçük oğlum Utku’yu Minecan Anaokulu’na yetiştiriyordum. İki çocuğumun eğitimi bu anaokulunda başlamıştı. Seyahatte olmadığım günlerde, eşim yerine onları ben bırakırdım. O gün de Utku ile arabada yalnızdık ve sohbet ediyorduk. Yaptığı bu saptamayı önemsemiştim. Utku, annesini sarsılmaz bir tahta koymuştu. Kabul etmek gerekir ki kadın değerini ve hakkını ve önemini biz erkeklerden hatta kadınların“TOPLUMUM DİREĞİ KADIN” yazısının devamını oku

CEHENNEMİM

Bayi toplantısında hafif demlenmiş olarak barda oturuyordum. İki hafta önce satış koordinatörü olarak Ankara atanacağımın bilgisi şirkete ve sahaya yayılmıştı. Tesadüfen koltuklara yayılmış üç Ankara yetkili satıcısından biri bana seslendi: “Ankara’ya atanmışsın, cehenneme hoş geldin”. Tehdide 1 ay geçmeden cevap vermiştim. Tavırlarına ve etik olmayan taleplerine karşı, “Ayağınızı denk alın. Dediğiniz gibi, burası cehennemse, bu“CEHENNEMİM” yazısının devamını oku